İlginç Hikayeli Köyler

Paylaş

Köyler bizim için belli bir nüfus oranında, sakin, doğasıyla ünlü sıcak insanlarla dolu bir yerdir. Buralar için şehir hayatından sıkılıp hayalini kurduğumuz huzur alanları da diyebiliriz. Fakat bu tanımın biraz daha dışında kalan köyler de mevcut. Gerek mimarisi gerek hikayeleri gerekse lezzetleriyle işte Türkiye’nin en farklı köyleri.

 

Bademli Köyü

 

İzmir’in Dikili ilçesine bağlı, masmavi el değmemiş bir zeytin köyü Bademli… Burası eskiden yolların bittiği yermiş. Dikili’ye 10 km uzaklıkta olmasın rağmen uzun süre tenhada kalmış. Fakat yol yapım çalışmalarıyla artık araçlara da açılmış. Bademli’de harika balıkçı barınakları, cennetin özeti bir Pissa Koyu var. Yani zamanın ücra zeytinci köyü şimdi neredeyse bir turizm merkezi. Bademli Köyü’ne vardığınızda Kalem Adası’na doğru da ilerleyebiliyorsunuz. Bademli’nin en güzel yanı, köy kahveleri. Kadın-erkek buralarda huzurla oturabiliyor. Bademli’ye özel bir lezzet koruk şurubu, köyün en sevdiği tat. Bademli’nin en buruk hikayesinin fonunda ise eski bir zeytinyağı fabrikası var. 300 yıllık bu kalın duvarlı fabrika hala Bademli’de. Kurtuluş Savaşı öncesinde Yannis adlı bir Rum’a ait olan bu fabrikanın hazin öyküsü de var. Savaş dolayısıyla Midilli’ye yerleşen fabrikanın sahibi, fabrikasını yıllarca uzaktan izleyerek özlem duymuş. Yıllar sonra onun oğlu Makaro Haralambos, Bademli’ye gelmiş. Fabrikaya girer girmez yerleri öpmüş. Babadan oğula geçen bu hasret köylüleri etkileyen derin bir hikaye.

 

Birgi Köyü

 

 

İzmir’in Ödemiş ilçesinde bulunan Birgi Köyü’ne geldi sıra. Manisa-Akhisar yöresine ulaştıktan sonra; Gölmarmara, Bozdağ, Gölcük, Salihli yönlerini takip ederek bu köye ulaşabiliyorsunuz. Eğer İzmir üzerinden gelecekseniz, İzmir yolunda Selçuklu otobanına bağlanmalısınız. Birgi, yemyeşil dokusuyla tarihi bir hazine. Birgi’nin tarihi M.Ö. 2000’li yıllara kadar uzanıyor. Frigler, Persler, Bergama Krallığı, Bizanslılar, Romalılar, Aydınoğulları ve son olarak Osmanlıları ağırlamış. Bir köyde yer almasının şaşırtıcı olacağı konak ve hamamlar da var. Kırmızı kiremitleri ve ahşap pencereleriyle bir sanat eseri olan köyün en önemli yapıları, 19. yüzyıl başlarında inşa edilen Çakırağa Konağı ve Sandıkoğlu Konağı. Bu konaklarda ahşap işçiliğinin en güzel örneklerini görebilirsiniz. Avrupa köylerini andıran bu güzelliğe mutlaka uğrayın.

 

Germiyan Köyü

 

İzmir’den devam ediyoruz. Germiyan Köyü’nün hikayesi çok başka. Çeşme’ye bağlı Germiyan Köyü, Türkiye’nin ilk Slow Food (Yavaş Gıda) hareketine katılan köy. Seferihisar’dan sonra Citta Slow (Yavaş Şehir) hareketine de katılmış. Bu hareket, hızlı yemek tüketimine ve hayatın hızlıca yaşanmasına karşı başlatılmış. Bu hareketle köyde kesinlikle mevsimi olmayan turfanda ürünler kullanılmıyor, ekmekler doğal katkısız ekşi maya ile yapılıyor ve sebzeler kendi tarlalarından geliyor. Bunun dışında köye girdiğiniz an burada bir değişikliğin olduğunu anlıyorsunuz. Köyde çoğu ev beyaza boyanmış ve duvarlarda harika çiçek figürleri var. Bu resimlerin yaratıcısı köyde yaşayan Nuran Erden. Nuran Hanım, köyün tüm duvarlarını çiçekle kaplayarak daha önce Türkiye’de görülmemiş bir köyün var olmasına katkı sağlarken yaşadığı yeri bir masala dönüştürmüş.

 

Kayaköy

 

 

Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı Kayaköy, bildiğiniz köylerden çok farklı. Kendisi hayalet şehir diye anılıyor. Tarihi adı Levissi. Bu köyün hikayesi 11. yüzyıla dayanıyor. Burası, Likya Uygarlığı’nın yerleşim yeri üzerine kurulmuş bir Rum köyü. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye-Yunanistan arasında yapılan anlaşmayla buradaki Rumlar ve Batı Trakya’daki Türkler yer değiştirmiş. Buraya yerleşen Türkler, zamanla buraya alışamamışlar ve köyü terk etmişler. Önce Likyalılar, sonra Yunanlar ve en son Türkler tarafından terk edilen köy, şu sıralar çok popüler. Muhteşem kaya evleriyle ünlü bu yerleşim yeri artık bir açık hava müzesi. Köyde iki tane tarihi kilise bulunuyor. Buradaki evler, arazinin eğimine uygun olarak ışık ve manzara açısından birbirlerinin önünü kapatmayacak şekilde inşa edilmiş, yani oldukça düzenli. Terk edilmiş gri bir köy olan Kayaköy’de muhteşem fotoğraflar çekebilirsiniz.

 

Hamsiköy

 

Trabzon’un Maçka’ya bağlı güzel mi güzel köyü Hamsiköy’den bahsetmek istiyoruz. Aslında buraya Maçka’ya bağlı bir mahalle de denebilir. Trabzon’un merkezinden 50 kilometre uzaklıktaki bu bölgenin en önemli özelliği hamsi değil. Hatta hamsi ile çok da ilgisi yok. Bu köy, muhteşem doğasının yanında mükemmel sütlacı ile meşhur. Hamsiköy’ün ahşap evlerinin altında bol bol sütlaççı görebilirsiniz. Fırında sütlacın üzerine bol fındık serpiştirilerek unutulmaz bir tat oluşturuluyor. Lezzetin sırrı, sütlacın köyün ineklerinden sağılan süt ile yapılması ve çok uzun süre pişirilmesi. Hamsiköy’de her yıl ağustos aynın ilk haftası Sütlaç Festivali de düzenleniyor. Lezzetiyle ünlü bu köye yolunuz düşerse Osman Usta’dan Hamsiköy sütlacını isteyin.

 

Dara Oğuz Köyü

 

 

İşte Mezopotamya’nın Efes’i, Dara Oğuz Köyü. Mardin’in en büyük 2. antik kenti burada bulunuyor. Yani burası tam bir turizm merkezi. Mardin merkezine 30 km uzaklıkta olan bu bölge, Artuklu ilçesine bağlı. M.Ö.530-M.Ö.570’te İran hükümdarı ünlü Darayuvaşi (Darxis) tarafından kurulmuş bu antik kent, köye muhteşem bir değer katıyor. Üstelik Mezopotamya’nın ilk barajı da burada bulunuyor. Tam bir tarih şöleni olan Dara Oğuz Köyü’ne mutlaka uğramalısınız.

 

Şenyuva

 

Tekrar Karadeniz’deyiz. Çamlıhemşin’e bağlı Şenyuva Köyü’nü gururla sunarız. Dizi setlerinin kurulduğu bu köy, muhteşem bir dinlenme alanı. Köy; Fırtına Deresi, Ayder Yaylası ve Palovit Şelalesi’ne çok yakın. Bu köyün 1697 yılında yapılmış Şenyuva Köprüsü çok değerli. Burası Fırtına Deresi’ni tek kemerde geçen epey yüksek bir köprü. Ayrıca bu köyde bir de tarihi medrese bulunuyor. İşin ilginç yanı, bu köyde yaş ortalamasının çok yüksek olması. 20 yıl sonra ilk defa geçen sene bir bebek olmuş. Bunun için telaşlanan köylüler, burada genel olarak huzurlu yaşamaktan ve ziyaretçilerden dolayı çok mutlu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir